Yapay Zeka Skandalı Alaska’da
: Olmayan Raporlarla Yasa Çıkardılar
Teknoloji dünyası ve siyaset, Alaska’da şaşırtıcı bir olayla gündeme geldi. Yasa koyucular, okullarda cep telefonu yasağını haklı çıkarmak istedi. Ancak yetkililer, bu süreçte büyük bir hataya imza attı. Çünkü yapay zeka, onlara var olmayan akademik çalışmalar sundu.
Alaska Eğitim ve Erken Gelişim Departmanı (DEED), bir politika taslağı hazırladı. Fakat bu taslak, tamamen hayal ürünü referanslar içeriyordu. Kısacası, devlet yetkilileri yapay zekanın “halüsinasyonuna” kurban gitti.
Komiser Bishop ve “Hayali” Kaynaklar
Olayın merkezinde Eğitim Komiseri Deena Bishop yer alıyor. Bishop, taslağı oluştururken üretken yapay zeka araçlarını kullandı. Ancak yapay zeka, bilimsel görünen fakat gerçekte olmayan kaynaklar üretti.
Dahası, Bishop bu kullanımı belgede açıklamadı. Kurul üyeleri, sahte bilgiler içeren bu taslağı inceledi. Yani yapay zeka, kurulun kararlarını doğrudan etkiledi. Bishop daha sonra bir açıklama yaptı. Komiser, yapay zekayı sadece “alıntı oluşturmak” için kullandığını söyledi. Ayrıca hataları toplantıdan önce düzelttiğini iddia etti.
Buna rağmen, son oylanan belgede hala hatalar mevcuttu. Belgedeki altı alıntıdan dördü, saygın dergilerden gelmiş gibi görünüyordu. Oysa bu linkler tamamen alakasız sayfalara gidiyordu.
Yapay Zeka Halüsinasyonu Nedir?
Alaska’daki bu durum tek örnek değil. Yapay zeka sistemleri bazen inandırıcı yalanlar söylüyor. Uzmanlar buna “halüsinasyon” adını veriyor. Örneğin, hukuk dünyasında da benzer krizler yaşanıyor. Bazı avukatlar, mahkemede yapay zekanın uydurduğu sahte davaları emsal gösteriyor.
Akademik dünyada da durum farksız. Yapay zeka, çarpık veriler ve sahte kaynaklarla dolu makaleler yazıyor. Dolayısıyla, bu araçlar kontrolsüz kullanıldığında güvenilirlik sorunu yaratıyor. Algoritmalar gerçeklere değil, dil kalıplarına odaklanıyor.
Politika Yapımında Büyük Risk
Eğitim gibi hassas alanlarda yapay zeka verilerine körü körüne güvenmek tehlike saçıyor. Çünkü sahte bilgi, yanlış politika doğuruyor. Kaynaklar boşa gidiyor ve öğrenciler zarar görüyor.
Örneğin, uydurma verilere dayalı bir yasak, gerçek çözümleri gölgeliyor. Belki de öğrencilerin başka türden kanıta dayalı desteğe ihtiyacı var. Ancak yetkililer, yapay zekanın kolaycılığına kaçıyor.
Güven Sorunu ve Şeffaflık
Doğrulanmamış veriler, halkın devlete olan güvenini sarsıyor. Alaska yetkilileri durumu “yer tutucu metinler” diyerek hafifletmeye çalıştı. Ancak gerçek şu ki, yönetim kurulu bu sahte belgelerle oylama yaptı.
Özetle, karar alma süreçlerinde insan denetimi şart. Şeffaflık olmadan kullanılan teknoloji, faydadan çok zarar getiriyor. Alaska örneği, tüm dünya için bir uyarı niteliği taşıyor.

