Halkın Zaferi: 3 Milyon İmza Hükümeti Durdurdu
Londra’da rüzgar aniden tersine döndü. Zira Başbakan Keir Starmer ve ekibi, iş dünyası ve çalışanlar için planladığı “zorunlu dijital kimlik” projesini resmen rafa kaldırdı. Aslında hükümetin orijinal planı oldukça basitti: Çalışanlar, çalışma haklarını kanıtlamak adına pasaport yerine devletin sunduğu dijital kimliği kullanacaktı. Ne var ki İngiliz halkı bu fikri kesinlikle satın almadı. Öyle ki tam üç milyon vatandaş, parlamentoya gönderdiği dilekçeyle projeye “hayır” dedi. Siyasetçiler ve sivil özgürlük savunucuları ise aylardır bekledikleri bu sonucu zaferle kutluyor. Sonuçta hükümet, yükselen kamuoyu baskısına daha fazla direnemedi.
“Orwellvari Bir Kabus” Korkusu
Buna ek olarak, muhalefet kanadı projeyi yerden yere vurdu. Özellikle Birleşik Krallık Reform lideri Nigel Farage ve Milletvekili Rupert Lowe, sistemi sert bir dille eleştirdi. Onlara göre bu mekanizma, devlete vatandaşları gözetleme konusunda sınırsız bir güç verecekti. Lowe, bu geri adımı X platformunda kutlarken, Farage durumu “otoriter bir yönetime karşı bireysel özgürlüğün net bir zaferi” olarak tanımladı.
Dahası, teknik uzmanlar da veri güvenliği konusunda ciddi uyarılar yaptı. Şöyle ki, hassas verileri tek bir merkezde toplamak, siber saldırganlar için devasa bir “bal küpü” (honeypot) yaratır. Başka bir deyişle, tek bir başarılı hack girişimi, milyonların verisini sokağa dökebilir. Hackerlar için bundan daha cazip bir hedef olabilir mi?
Şeytan Ayrıntıda Gizli: Dijital Kontroller Sürüyor
Hükümet geri adım attı, ancak sahadan tamamen çekilmedi. Aksine, yetkililer dijital “çalışma hakkı” kontrollerinin zorunlu kalacağını vurguluyor. Yani süreç dijital işlemeye devam edecek, fakat tek bir merkezi kimlik kartına bağlı kalmayacak. Hükümetin 2029 yılı için hedeflediği yeni sistem ise artık zorunluluk taşımıyor. Bunun yerine, vatandaşlar uygunluklarını kanıtlamak için alternatif elektronik belgeleri de özgürce kullanabilecek.
Kripto Dünyası ve Gizlilik Savaşı
İngiltere’deki bu U dönüşü, aslında küresel kripto sahnesini de yakından ilgilendiriyor. Çünkü Avrupa Merkez Bankası (ECB), dijital euro ve CBDC (Merkez Bankası Dijital Para Birimi) çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Tam bu noktada, kripto topluluğu devreye giriyor. Merkezi otoriteye olan güvensizlik, gözleri yeniden blokzincir tabanlı çözümlere çevirdi.
Örneğin Avrupa Birliği, şu sıralar “Sıfır Bilgi Kanıtı” (Zero-Knowledge Proofs – ZKP) teknolojisini masaya yatırıyor. Bu teknoloji, vatandaşların kimliklerini ifşa etmeden sadece yaşlarını veya ikametgahlarını kanıtlamasını sağlıyor. Kısacası, kripto dünyasının savunduğu “Verini koru, sadece gerekeni paylaş” felsefesi devletlerin de gündemine girdi. Monero (XMR) ve Zcash (ZEC) gibi gizlilik odaklı projeler yıllardır bunu savunuyor. İngiltere örneği, merkezi veritabanlarının ne kadar büyük bir tepki çektiğini kanıtladı. Dolayısıyla kripto sektörü için mesaj net: Gizlilik, bir lüks değil, temel bir ihtiyaçtır.
Siz Ne Düşünüyorsunuz?
Devletlerin dijital kimlik ısrarı gerçekten güvenlik için mi, yoksa gözetim için mi? Yorumlarınızı bekliyoruz.

